|
Hoşgeldiniz |

|
|
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
|
[ 6 mesaj ] |
|
20 Nis 2009, 03:43 |
Can
|
|
| Mesaj Panosu Yöneticisi |
 |
 |
Kayıt: 17 Nis 2009, 02:19 Mesajlar: 2378 Yaş: 45 Konum: Admin
|
|
Aydınlanma Nedir?-Kant 1784
Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu ergin olmayış durumu ise, insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İşte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür; bunun nedenini de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır Sapare Aude! Aklını kendin kullanmak cesaretini göster! Sözü şimdi Aydınlanmanın parolası olmaktadır.
Doğa, insanları yabancı bir yönlendirilmeye bağlı kalmaktan çoktan kurtarmış olmasına karşın (naturaliter maiorennes), tembellik ve korkaklık nedeniyledir ki, insanların çoğu bütün yaşamları boyunca kendi rızalarıyla erginleşmemiş olarak kalırlar, ve aynı nedenlerledir ki bu insanların başına gözetici ya da yönetici olarak gelmek başkaları için de çok kolay olmaktadır. Ergin olmama durumu çok rahattır çünkü. Benim yerime düşünen bir kitabım, vicdanımın yerini tutan bir din adamım, perhizim ile ilgilenerek sağlığım için karar veren bir doktorum oldu mu, zahmete katlanmama hiç gerek kalmaz artık. Para harcayabildiğîm sürece düşünüp düşünmemem de pek o kadar önemli değildir; bu sıkıcı ve yorucu işten başkaları beni kurtaracaktır çünkü. Başkalarının denetim ve yönetim işlerini lütfen üzerlerine almış bulunan gözeticiler [vasiler, ç.] insanların çoğunun, bu arada bütün latif cinsin ergin olmaya doğru bir adım atmayı sıkıntılı ve hatta tehlikeli bulmaları için, gerekeni yapmaktan geri kalmazlar. Önlerine kattıkları hayvanlarını önce sersemleştirip aptallaştırdıktan sonra, bu sessiz yaratıkların kapatıldıkları yerden dışarıya çıkmalarını kesinlikle yasaklarlar; sonra da onlara, kendi kendilerine yürümeye kalkışırlarsa başlarına ne gibi tehlikelerin geleceğini bir bir gösterirler. Oysa onların kendi başlarına hareket etmelerinden doğabilecek böyle bir tehlike gerçekten büyük sayılmaz; çünkü bir kaç düşüşten sonra bunu göze alanlar sonunda yürümeyi öğreneceklerdir, ne var ki bu türden bir örnek insanı ürkütüverir ve bundan böyle de yeni denemelere kalkışmaktan alıkoyar.
Demek oluyor ki her birey için nerdeyse ikinci bir doğa yerine geçen ve temel bir yapı oluşturan bu ergin olmayıştan kurtulmak çok güçtür. Hatta insan bu duruma seve seve katlanmış ve onu sevmiştir bile; işte bu yüzden o, kendi aklını kullanma bakımından gerçekten de yetersizdir; çünkü onun böyle bir deneyi gerçekleştirmesine asla izin verilmemiştir, o aklını kullanmayı denemeye hiç bir zaman bırakılmamıştır. Dogmalar ve kurallar, insanın doğal yetilerinin akla uygun kullanılışının ya da daha doğru bir deyişle kötüye kullanılmasının bu mekanik araçları, erginleşme ve olgunlaşma için sürekli bir ayakbağı olurlar.
******
Şimdi acaba aydınlanmış bir çağda mı yaşıyoruz? sorusu sorulunca, yanıt şöyle olacaktır: Hayır, aydınlanmış bir çağda değil, fakat aydınlanmaya giden bir dönemde,'bir aydınlanma döneminde yaşıyoruz. şimdiki zamanlarda olduğu gibi, insanlığın bir bütün olarak, başkasının rehberliği olmaksızın, dinsel konularda kendi aklını iyi bir biçimde ve güvenilir bir şekilde kullanması durumunda olması ya da bu duruma getirilebilmesi için katedilecek daha çok yolumuz var. Fakat bu yönde özgürce çalışmak için şimdi onların yolunun temizlenip aydınlatıldığına ilişkin farklı göstergelere sahibiz; böylece evrensel aydınlanmaya giden yoldaki engeller, insanın kendi suçu ile düşmüş bulunduğu bu ergin olmayış durumundan kurtuluşu ile ilgili güçlükler yavaş yavaş da olsa giderek azalmaktadır.
*****
Felsefe Yazıları “Aydınlanma Nedir”(1784)- Immanuel Kant- Türkçesi: Nejat Bozkurt –Felsefe Yazıları-1983
Yazının tamamı ekteki Adobe Acrobat dosyası ile indirilebilir.
Bu mesaja eklenen dosyaları görüntülemek için gerekli yetkilere sahip değilsiniz.
_________________ Yaşamın ve çalışmanın temel amacı, kişinin başlangıçta olmadığı kişi olmasıdır. M.Foucault
Varoluşçu psikoterapi ile Freud ve psikanaliz sitelerini ziyaret ettiniz mi?
|
|
Başa Dön |
|
05 Haz 2009, 15:04 |
sırrakadem
|
Re: Aydınlanma nedir? -Kant |
|
| yeni üye |
 |
 |
Kayıt: 28 May 2009, 10:00 Mesajlar: 27
|
|
Aydınlanma isim olarak kulağa hoş geliyor.Aydınlanmanın nimetlerini yaşıyoruz.Bilim teknoloji harika.Oh,ye ,iç yat.Ama aydınlanma bir yandan eleştiri konusu yapılıyor.Şöyleki: Aydınlanma dine yabancı toplumlar yarattı.İnsanlar laik-dindar diye ikiye bölündü.Aydınlanmanın getirdiği bilimsel ilerleme atom bombası gibi daha güçlü silahların yapımına yol açtı.Batılı toplumlar tüm dünya üzerine kültürel ve ekonomik hakimiyet kurdular.Aydınlanma akımına yetişme çabası içine ülkeler sokuldu.Kendi bünyesinde sağlıklı ve dengeli toplumlar (örneğin Osmanlı) aydınlanacagız diye kendi kendileri olmaktan çıktılar.Bilim ve teknoloji yüüznden hepimizi robotlaştırdı.Uzmanlık alanlarını bir vida tasarımcısı olmaya kadar genişletti.Ormanlar yok oldu,sağlıkta düzelme oldu ama bu dünya nüfusunu taşıyamayacak düzeye getirdi.Kant bunları düşünmüşmüydü acaba,soruyorum.. Anlayacağınız yandı gülüm keten helva.
|
|
Başa Dön |
|
20 Eki 2009, 16:56 |
rminster
|
Re: Aydınlanma nedir? -Kant |
|
| yeni üye |
 |
Kayıt: 20 Eki 2009, 16:13 Mesajlar: 10
|
|
Aydınlanma, tüm toplumun yeknasek ihtiyaç duyduğu bir şey midir diye çok düşünmüşümdür. Bir okyanus ötesi seyahatimde karşılaştığım gelişmiş ülke toplumunu dikkatle seyrettim. En ufak bir aydılanmışlık görmedim. Ancak kendi hataları ile de düştükleri bir durum yoktu. Robespierre in aydınşatmaya çalıştığı toplumu düşündüm. Nihayetinden kendi canına mal olmuştu diye hatırlıyorum. O seyahatimde, toplumu teşkil eden her bireyin teker teker ERGİN duruma gelmesinin çokta manalı olmadığını bir an için düşündüm. Samimiyetle söylemek isterim ki, bu düşünceler beni, ileriye değil, maalesef Sokrates in dialoglarına götürdü. Hani o Devlet kitabında bahsi geçen eğitim sistemine. Bu sonucu ilk aklıma getirdiğimde ürkmüştüm. Şimdilerde ise kaçınılmaz sonuç olarak görüyorum. Elbette bu benim kanaatim. Genelleme yapamam..
|
|
Başa Dön |
|
29 Kas 2009, 18:53 |
kazandibi
|
Re: Aydınlanma nedir? -Kant |
|
| çaylak üye |
 |
 |
Kayıt: 27 Kas 2009, 23:29 Mesajlar: 72
|
|
Aydınlanma yolunda ilerlediğimiz yani böyle bir çağda olduğumuz düşüncesi 'fazlaca iyimser' bir yaklaşım gibi geldi bana..umut dolu ama malesef yaşanan gerçeğe aykırı. Küreselleşme adı altında yürütülen politikalar gereği, aydınlanmasını tamamlamış toplumlar kendi refahlarından feragat etmeden ekonomik çarklarını çevirebilmek için, bizler gibi ikinci ve üçüncü dünya ülkelerini sömürüyorlar.Bunu yapabilmelerinin yegane yolu da 'sömürdükleri toplumlarda aydınlanmanın kasıtlı ve planlı olarak engellenmesi'. Konu hakkında o kadar uzun yazılabilir ki..Sadece, neden bu kadar TV bağımlısı bir toplum olduğumuzu ve TV kanallarımızın halini sorgulamak dahi aydınlanma yolundaki durumumuzu ortaya serecektir.
_________________ Delilik, bir gölge gibi peşimde.
|
|
Başa Dön |
|
30 Kas 2009, 22:30 |
Can
|
Re: Aydınlanma nedir? -Kant |
|
| Mesaj Panosu Yöneticisi |
 |
 |
Kayıt: 17 Nis 2009, 02:19 Mesajlar: 2378 Yaş: 45 Konum: Admin
|
kazandibi yazdı: Aydınlanma yolunda ilerlediğimiz yani böyle bir çağda olduğumuz düşüncesi 'fazlaca iyimser' bir yaklaşım gibi geldi bana..umut dolu ama malesef yaşanan gerçeğe aykırı. Küreselleşme adı altında yürütülen politikalar gereği, aydınlanmasını tamamlamış toplumlar kendi refahlarından feragat etmeden ekonomik çarklarını çevirebilmek için, bizler gibi ikinci ve üçüncü dünya ülkelerini sömürüyorlar.Bunu yapabilmelerinin yegane yolu da 'sömürdükleri toplumlarda aydınlanmanın kasıtlı ve planlı olarak engellenmesi'. Serap sanırım Mine hanımın açtığı marmararay çalışmaları ile ilgili sayfada aydınlanma felsefesini iyi yansıtan bir yaklaşım getirmiş ve İstanbula yapılan yatırımların neden anadoluya yapılmadığı,raylarla anadolunu döşenmediğini sorgulamıştı. Şimdi durup bakalım.Aydınlanma global bir projedir değil mi?Önce memleketim sonra bütün dünya aydınlansın isterim mesela.Am gel gör ki kapitalizmin egemenliğinde dengesiz bir gelişim oluyor.Büyük kentler, bazı merkezler cazibe merkezi haline geliyor.Bunun amacı köyden kente göçü artırmak.Köyden kentlere göçün hızı arttı mı azaldı mı bilemiyorum ama hala devam ediyor.İstanbula yapacağın her yatırım sadece istanbullulara hizmet etmiyor.İstanbula akacak kalabalıklarada uygun zemin hazırlıyor.Emre Kongar demişti tv programında sanırım,"istanbula beş köprü yapın,beş sene sonra hepsi tıkanır" diye...Zira cazibe merkezi olduğunda nüfus katlanarak artıyor.Ancak kapitalizmin işleme şekli böyle,köyler boşlacak bazı kentler büyüyecek.İşssizlik belli oranlarda şart,ucuz emek gücü şart...Başbakan beş çocuk yapın derken bilmiyor mu sizce eğitimin ne kadar masraflı ,zor bir iş olduğunu. Eğitimsiz,dolayısı ile ucuz emek gücü artsın istiyor.Aileler doğurup İstanbula göndersin çocukları.Bir odada beş kişi kalıp tekstilde çalışsınlar Neyse bu tür büyüme ile aydınlanma çok farklı şeyler.Hatta büyüdükçe aydınlanırız diyenlere bakmayın birbiri ile hiç alakası yok bu kavramların...
_________________ Yaşamın ve çalışmanın temel amacı, kişinin başlangıçta olmadığı kişi olmasıdır. M.Foucault
Varoluşçu psikoterapi ile Freud ve psikanaliz sitelerini ziyaret ettiniz mi?
|
|
Başa Dön |
|
05 May 2010, 00:05 |
spinosseau
|
Re: Aydınlanma nedir? -Kant |
|
| yeni üye |
 |
Kayıt: 04 May 2010, 23:50 Mesajlar: 2
|
|
Batı emperyalizmi aydınlanmaya bağlanamaz. Unutmayın ki aydınlanmadan önce de Amerika ve Afrika kıtaları sömürgeleştirilip insanları acımasızca köleleştirilmişti. Aydınlanmadan sonra sömürgecilik ekonomi odaklı emperyalizm projesi halini almakla birlikte en azından beyaz olmayanların insan olmadığı görüşü terk edilip köleliğin kaldırılmasına, sosyalizmine ve daha eşit bir ortamda Avrupa dışı ulusların da gelişebilmesine giden bir yol açıldı. Bunun yanında, "Avrupa'ya gittim, sokakta hiç de aydınlanmış insan görmedim" türü görüşler klasik Avrupa'ya köyden çalışmaya giden işçi görüşüdür. Aydınlanma, sosyalizm, İslam, Hıristiyanlık, bu din ve ideolojiler insanlara bir takım değerlerin kılavuzluğunu yapar, ruhunu aşılar, ancak o değerlere ulaşabilmek, uygulayabilmek hedef alınan bütün insanlarda, bazen çoğunda bile mümkün olmaz.
|
|
Başa Dön |
|
|
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
|
[ 6 mesaj ] |
|
Kimler çevrimiçi |
Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir |
|
Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz
|

|