Giriş |  Kayıt

Hoşgeldiniz

Felsefe Forumuna Hoşgeldiniz.
Felsefe ,Psikanaliz,Varoluşçu Psikoterapi,Sanat ile ilgili konu ve tartışmalara buradan ulaşabilirsiniz.

Felsefe Forumu Sohbet Odası açılmıştır
Sn Misafirler,üye olmanız halinde"aktif başlıkları göster" butonu eklenecektir.
Foruma yeni başlayanlar için tanıtım kılavuzunu okuyun..
Felsefe forumu 17.Nisan 2009 tarihinde kuruldu.

Kardeş sitelerimiz Varoluşçu Psikoterapi ve Freud ve Psikanaliz 'i ziyaret ettiniz mi?

Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 23 mesaj ] 

29 Tem 2010, 11:42

Çevrimdışı
 Re: milliyetçi olmalı mıyız / olmamalı mıyız?
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesaj Panosu Yöneticisi
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 17 Nis 2009, 02:19
Mesajlar: 2377
Yaş: 45
Konum: Admin
 Profil Özel mesaj gönder  
vikipedi-milliyetçilik yazdı:
Millet" sözcüğü aslen Arapça olup (Ar: ملة), "din veya mezhep; bir din veya mezhebe bağlı olan cemaat" anlamındadır. Osmanlı Türkçesinde 20. yüzyıl başlarına kadar bu anlamda kullanılmıştır. 19. yüzyıl ortalarından itibaren aynı sözcük Fransızca/İngilizce nation kavramına karşılık olarak kulanılmıştır. Moğolca'dan alınan "ulus" sözcüğü, 1932 yılında aynı kavramın Yeni Türkçesi olarak benimsenmiştir.

Latince kökenli olan "nation", kök anlamı itibariyle "aynı atadan gelenler topluluğu" demektir. Dolayısıyla esasen Türkçe kavim veya aşiret karşılığıdır.

Moğolca ulus ise siyasi amaçla bir araya gelmiş olan boylar konfederasyonunu ifade eder (ayrıca kâdim Türkçedeki budun kelimesi de aynı anlamı verir).

Sözcüğün evriminden kolayca görüleceği gibi, ulusun objektif temelini tanımlamak son derece güçtür. Bazı uluslar kendini dil veya din temelinde tanımlarken, diğerleri ortak bir siyasi geçmişi veya siyasi ideali ulusal birliğin temeli olarak kabul etmektedir. İsviçre’de dört ayrı dil konuşulmasına rağmen yüzyıllardan beri paylaşılan ortak tarih güçlü bir ulusal duyguyu ayakta tutabilmiştir. Amerikan ulusu farklı kökenlerden gelen göçmenlerin ortak bir siyasi yapıda bir araya gelmesinden oluşur. Yahudi ulusunun tanımlayıcı ögesi dindir. Yunan ulusçuluğu, dil, din ve köken ortaklığını vurgular.

Kökenbilim, etnoloji teriminden gelmekte olması itibariyle, aynı ırk (ethnos) sahip olma temeline dayanmaktadır. Fakat, imparatorluklar ve kültürel yayılımlarla, etnik köken önemini ulusal ve milli kimliklere bırakmıştır. Genetik açıdan, etnik kökenleri araştırmak, nüfus içerisinde belirli genetik işaretçilerin ölçülmesi ile mümkün olmaktadır.


yurtseverlik yazdı:
Yurtseverlik ya da vatanseverlik, bir kimsenin yurduna duyduğu tutkulu sevgi ve ulusuna hissettiği bağlılıktır. Kavramın Türkçesi yurt ve vatan sözcüklerinin sevmek eylemiyle ilişkilendirilmesiyle oluşturulmuş olup; diğer bir adı olan patriyotizm ise Latincede ata yurt anlamında kullanılan patria sözcüğünden gelmektedir.


Yorum:
Yurtseverlik ile milliyetçilik-ulusalcılık çok farklı kavramlar değiller.Milliyetçilik öncelikle ırkçılık değil.Ne var ki faşizmin tarihinde milliyetçiliği ırkçılık gibi alanlar ,uygulayanlar olmuş.Yurtseverliği coğrafi anlamda yani ulusalcılığa göre tek boyutta almak mümkün.Ancak bu sefer de hangi coğrafya sorusu geliyor.Öyle ya coğrafya öyle bir şey ki tarih süresince egemenlik odaklarının yerleri hep değişmiş.Örneğin,musul kerkük yurtseverlik bakımından yüz yıl önce çok önemli iken şimdi önemi yok..

Millet ya da ulus ,imparatorluğun kalktığı bir zamanda kendi kendinin hakimi(efendisi) olan bir toplumun sınırını çiziyor.Bu sınır çizilirken din,dil,tarih birliği ve kavimlerden birisi ya da bir kaçı göz önünde bulunduruluyor.

Alıntı:
Pek çok ülkede toplumlar zıt milliyetçi idealler ekseninde karşı karşıya gelmiştir. Örneğin Güney Slavların dil birliğini temel alan Yugoslav milliyetçiliği ile din ve ortak tarih birliğini temel alan Sırp ve Hırvat milliyetçilikleri çatışmıştır. İrlanda'da Protestanlar Britanya ulusuna aidiyeti vurgularken, Katolikler ortak kökeni varsayan (Protestanları da içeren) İrlandalılığı öne çıkarmışlardır.


İnsan toplumsal bir varlık ve kimlik duygusu-aidiyet duygusu hissetmek zorunda.Beni toplumun diğer fertlerine bağlayan,yakınlık hissetmeme neden olan bir şey olmalı.Bu ilk elde "dil" sanıyorum.Dilini bilmediğim bir topluluğa sempati beslemem,onlardan birisi gibi hayatın akışı içine katılmam mümkün olmaz.

Örneğin filistinin durumunu kendi dilimi konuşan medyadan takip edip,bir sempati geliştirebilirim.Ancak kendimi onlardan birisi gibi hissetmem için dillerini bilmem,onlarla konuşmam,daha da ötesi o topraklarda (coğrafyada)bir süre yaşamam gerekir.

Din ve tarih de önemli unsurlar kuşkusuz.Yunanistana yerleştiğimi düşüneyim ,o bölgenin tarihini öğrenebilirim.Ancak öğrenirken "biz" bunları yaşamışız diye değil "onlar bunları bunları yaşamışlar" diye düşüneceğim .Yani ilgim bir gözlemcinin,tarihe dışarıdan bakan birisinin ilgisi ile sınırlı kalacak.Biz diye düşündüğüm her seferinde türkiye topraklarına döneceğim..

Ulus aile gibi bir şey.Başka aileler de var evet,onlarda değerli.Ama ben yaşam savaşında önce kendi ailemi düşünürken buluyorum kendimi..

Gelelim kürt meselesine...Tarihçi değilim ama bildiğim kadarı ile kürtlerle din birliğimiz ve osmanlıdan gelen coğrafi birlikteliğimiz var.Ne var ki kavimsel temelde farklara da sahibiz.Dil,gelenek,görenek gibi.Biz osmanlının asli unsuruyuz, kendimizi onunla özdeşleştirmişiz,kürtler osmanlının adını ağızlarına almak istemezler.Osmanlı ismi geçtiğinde (tıpkı yunanistanda tarih okuma örneğinde verdiğim gibi) üçüncü şahıs/gözlemci konumundan okurlar tarihi..Bizi bir arada tutan kurtuluş savaşı esnasında ortak hareket etmemizden gelen tarihi geçmişimiz ve ortadoğu coğrafyasında güçlü bir devlet olmak adına güdülen siyasal amaçlardır.Tarihsel ortaklığımız ne yazık ki son otuz senede kürt halkının bir kısmının sempatisini kazanmayı başaran ve saflarına bu coğrafyadan çok sayıda kürt gencini katan terör örgütü ile tarihi bir mücadeleye dönüştü.Yani ulusal birlik adına istiklal savaşında elde edilen kazanımlar malesef kaybedildi.

Anadilde eğitimi arzu ettiği beyanında bulunan kürt halkının temsilcileri ulusal birliğin en önemli unsuru olan "dil birliğini" yoksaymak istiyorlar.Dil birliği eğer kaybedilirse ,bu noktadan sonra ancak siyasi ve ekonomik gücü muhafaza etmek adına bir arada yaşanabilir.Ne var ki bu çok güçlü bir neden değil.

İşte milliyetçilik meselesini 2010 senesinde ülke coğrafyasında ,kültüründe,siyasetinde böyle yaşıyoruz..

_________________
Yaşamın ve çalışmanın temel amacı, kişinin başlangıçta olmadığı kişi olmasıdır.
M.Foucault


Varoluşçu psikoterapi ile Freud ve psikanaliz sitelerini ziyaret ettiniz mi?


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

29 Tem 2010, 12:10

Çevrimdışı
 Re: milliyetçi olmalı mıyız / olmamalı mıyız?
Köşe Sahibi Üye
Köşe Sahibi Üye
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 20 Haz 2009, 19:41
Mesajlar: 2129
Yaş: 63
 Profil Özel mesaj gönder  
bilge yazdı:
Başlığa göre cevap vereyim: Bana göre milliyetçi olmamalıyız. Çünkü milliyetçilik, psikolojinin tanımladığı narsisistik kişilik yapısının sosyolojideki karşılığıdır. Hastalıklı bir kavramdır. Bir narsist, kendisini abartılı şekilde ötekinden üstün görür, kendi çıkarlarına uygun davranır ve ötekini yok sayar. Gerçeklik algısı bozulmuştur ve bu yüzden ilişkilerinde sorun yaşar. Aynı şekilde bir milliyetçi de, kendi milletinin insani ve ırksal özelliklerinin diğer milletlerden üstün olduğunu varsayar ve buna uygun davranır. Bu varsayım gerçek olmadığı için yanlış kararlara ve sorunlara neden olur.

Yurtseverlik ise normal bir duygudur. Yurtsever insan toprağını, yurdunu, bayrağını, milliyetini sever. Ayrı, farklı, kendine has özelliklerinin olduğunu bilir ve bu özelliklerle uyum içindedir. Başka milletlere üstünlük taslamaz. Diğer milletlerinde, kendi milleti gibi kendine has bazı üstün niteliklerinin olduğunun farkındadır ve gerçekçidir.

Bu konuda çarpıcı bir örnek vereyim: Oksijen hayati bir maddedir. Yokluğu ölüme yol açar. Ama normal zamanda oksijenin hiç farkına varmayız, üzerinde düşünmeyiz. Ama kafamıza bir naylon poşet geçirip oksijensiz kaldığımızda, "oksijen oksijen" diye çırpınmaya başlarız. Durup dururken "oksijen oksijen" diye haykırmak sapıkça bir davranıştır.

İşte bir milliyetçi de, durup dururken, ortada fol yok yumurta yokken "oksijen oksijen" diye bağıran deliye benzer. Vatan, millet, bayrak hayatidir ama abartılmasına da gerek yoktur.

En iyisi Nazım Hikmet gibi gerçek bir yurtsever olmaktır. Milliyetçilik iyi değil. Milliyetçi olmamalıyız.


Çok hoşuma gitti! Denge çok güzel anlatılmış... -!-


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

29 Tem 2010, 19:08

Çevrimiçi
 Re: milliyetçi olmalı mıyız / olmamalı mıyız?
Sadık Üye
Sadık Üye
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 28 May 2009, 22:39
Mesajlar: 836
 Profil Özel mesaj gönder  
Özdemir İNCE

Birleştiren ve bölen dil


BİRKAÇ yıl önce “Anadil kutsaldır ama böler” başlıklı bir yazı yazmayı tasarlamış ama zamanlama hatası yapmayayım diye yazımını ertelemiştim.

Bu yazıyı artık yazmazsam geç kalırım, geç kalırız. Çünkü böyle bir yazıyı benden başka birinin yazacağını sanmıyorum.

Ben bunları düşünürken 15 Temmuz tarihli New York Times Gazetesi'nde Suzanne Daley imzalı ve “The Language Divide, Writ Small, in Belgian Town” başlıklı bir yazı yayımlandı. Aşağıda bu yazıdan yapılan alıntılar okuyacaksınız:

BAŞKANA FRANSIZCA YASAĞI

“Brüksel'in bir dış mahallesi olan Wemmel'de yaşayan varlıklı ailelerin çoğu Fransızca konuşan insanlardan oluşuyor ama yasalara göre Belçika'nın bu bölgesinde bütün resmi yazışmaların Flamanca yapılması gerekiyor.

Wemmel'in Belediye Başkanı Christian Andries'in tek kelime Fransızca konuşmasına hatta çeviri yapmasına bile izin yok. Kütüphane için Fransız tiyatrolarından
malzeme istemek üzere Fransızca mektup yazdığı için evinin önü protesto pankartlarıyla doldu.

Anadili Fransızca olan Kongolu bir şarkıcı davet ettiği için öyle şikâyetlere ve tehditlere maruz kaldı ki, sonunda polisten yardım istemek zorunda kaldı.

Geçen yıl Fransızca konuşan Belçikalıların okullarının pencerelerini Flamanlarınkinden daha önce yenilediği için Flaman gazetelerinde eleştirildi.

Durumu ondan kötü olanlar da var. Flaman bölgesinin dört yıl önce seçilen üç belediye başkanı, Fransız seçmenlere Fransızca seçim mektubu gönderdikleri için hâlâ resmen belediye başkanlığı koltuğuna oturamadı.

Etno-linguistik fay hattı hiç bu kadar belirgin olmamıştı ve aslında ülke şu anda üç parçalı bir federasyondan farksız.

Uzmanlar ülkenin bu hale gelmesinin şaşırtıcı olmadığı, Fransız ve Flaman bölgelerinin kendi siyasi partilerinin, gazete ve televizyon kanallarının bulunmasının yarattığı bir sonuç olduğu görüşünde. Bir Flaman gazetesinin editörü, ‘Siyasal partiler birbirleri için iyi bir şey söylemek zorunda değil çünkü bu onlara puan kazandırmıyor' diyor.

Avrupa birliği farklılıkların, kültürel dengesizliklerin, eski düşmanlıkların üzerine şal örtmeye çalışırken Belçika tam ters yöne gitmekte.”

CAPON TUTKALI YAPIŞTIRAMAZ

Benim de birkaç kez başıma geldi: Belçika'nın kuzeyindeki Flaman bölgesinde Fransızca konuştuğum zaman hiç kimse cevap vermedi. İngilizce konuştuğum zaman herkes bülbül kesildi. Güneydeki Fransızca konuşulan Vallon bölgesinde bunun tersi oluyordur zahir!

Geçen ay Brüksel'de bir Brüksel Bölgesi bakanıyla yemek yiyorduk. Kendisi Vallon Sosyalist Partisi'nden.

Flamanlar bir uzlaşma jesti olarak, resmi dili Fransızca olan Brüksel'de resmi dilin İngilizce olmasını önermişler.

Kıssadan hisse 1: Anadilin bölüp ayırdığını hiçbir Capon tutkalı yapıştıramaz.

Kıssadan hisse 2: Başka bir dünya elbette mümkündür, ama değirmene yoğurt öğütmeye gidenlerle değil.

27.07.2010 Hürriyet

_________________
varlığa anlam kazandıran yokluktur...


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 23 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Yahoo [Bot] ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Culture and Art Other


ShoutMix chat widget

XHTML 1.0 Standartlarina Uygundur!  CSS 2.1 Standartlarina Uygundur!  Foruz