vikipedi-milliyetçilik yazdı:
Millet" sözcüğü aslen Arapça olup (Ar: ملة), "din veya mezhep; bir din veya mezhebe bağlı olan cemaat" anlamındadır. Osmanlı Türkçesinde 20. yüzyıl başlarına kadar bu anlamda kullanılmıştır. 19. yüzyıl ortalarından itibaren aynı sözcük Fransızca/İngilizce nation kavramına karşılık olarak kulanılmıştır. Moğolca'dan alınan "ulus" sözcüğü, 1932 yılında aynı kavramın Yeni Türkçesi olarak benimsenmiştir.
Latince kökenli olan "nation", kök anlamı itibariyle "aynı atadan gelenler topluluğu" demektir. Dolayısıyla esasen Türkçe kavim veya aşiret karşılığıdır.
Moğolca ulus ise siyasi amaçla bir araya gelmiş olan boylar konfederasyonunu ifade eder (ayrıca kâdim Türkçedeki budun kelimesi de aynı anlamı verir).
Sözcüğün evriminden kolayca görüleceği gibi, ulusun objektif temelini tanımlamak son derece güçtür. Bazı uluslar kendini dil veya din temelinde tanımlarken, diğerleri ortak bir siyasi geçmişi veya siyasi ideali ulusal birliğin temeli olarak kabul etmektedir. İsviçre’de dört ayrı dil konuşulmasına rağmen yüzyıllardan beri paylaşılan ortak tarih güçlü bir ulusal duyguyu ayakta tutabilmiştir. Amerikan ulusu farklı kökenlerden gelen göçmenlerin ortak bir siyasi yapıda bir araya gelmesinden oluşur. Yahudi ulusunun tanımlayıcı ögesi dindir. Yunan ulusçuluğu, dil, din ve köken ortaklığını vurgular.
Kökenbilim, etnoloji teriminden gelmekte olması itibariyle, aynı ırk (ethnos) sahip olma temeline dayanmaktadır. Fakat, imparatorluklar ve kültürel yayılımlarla, etnik köken önemini ulusal ve milli kimliklere bırakmıştır. Genetik açıdan, etnik kökenleri araştırmak, nüfus içerisinde belirli genetik işaretçilerin ölçülmesi ile mümkün olmaktadır.
yurtseverlik yazdı:
Yurtseverlik ya da vatanseverlik, bir kimsenin yurduna duyduğu tutkulu sevgi ve ulusuna hissettiği bağlılıktır. Kavramın Türkçesi yurt ve vatan sözcüklerinin sevmek eylemiyle ilişkilendirilmesiyle oluşturulmuş olup; diğer bir adı olan patriyotizm ise Latincede ata yurt anlamında kullanılan patria sözcüğünden gelmektedir.
Yorum:Yurtseverlik ile milliyetçilik-ulusalcılık çok farklı kavramlar değiller.Milliyetçilik öncelikle ırkçılık değil.Ne var ki faşizmin tarihinde milliyetçiliği ırkçılık gibi alanlar ,uygulayanlar olmuş.Yurtseverliği coğrafi anlamda yani ulusalcılığa göre tek boyutta almak mümkün.Ancak bu sefer de hangi coğrafya sorusu geliyor.Öyle ya coğrafya öyle bir şey ki tarih süresince egemenlik odaklarının yerleri hep değişmiş.Örneğin,musul kerkük yurtseverlik bakımından yüz yıl önce çok önemli iken şimdi önemi yok..
Millet ya da ulus ,imparatorluğun kalktığı bir zamanda kendi kendinin hakimi(efendisi) olan bir toplumun sınırını çiziyor.Bu sınır çizilirken din,dil,tarih birliği ve kavimlerden birisi ya da bir kaçı göz önünde bulunduruluyor.
Alıntı:
Pek çok ülkede toplumlar zıt milliyetçi idealler ekseninde karşı karşıya gelmiştir. Örneğin Güney Slavların dil birliğini temel alan Yugoslav milliyetçiliği ile din ve ortak tarih birliğini temel alan Sırp ve Hırvat milliyetçilikleri çatışmıştır. İrlanda'da Protestanlar Britanya ulusuna aidiyeti vurgularken, Katolikler ortak kökeni varsayan (Protestanları da içeren) İrlandalılığı öne çıkarmışlardır.
İnsan toplumsal bir varlık ve kimlik duygusu-aidiyet duygusu hissetmek zorunda.Beni toplumun diğer fertlerine bağlayan,yakınlık hissetmeme neden olan bir şey olmalı.Bu ilk elde "dil" sanıyorum.Dilini bilmediğim bir topluluğa sempati beslemem,onlardan birisi gibi hayatın akışı içine katılmam mümkün olmaz.
Örneğin filistinin durumunu kendi dilimi konuşan medyadan takip edip,bir sempati geliştirebilirim.Ancak kendimi onlardan birisi gibi hissetmem için dillerini bilmem,onlarla konuşmam,daha da ötesi o topraklarda (coğrafyada)bir süre yaşamam gerekir.
Din ve tarih de önemli unsurlar kuşkusuz.Yunanistana yerleştiğimi düşüneyim ,o bölgenin tarihini öğrenebilirim.Ancak öğrenirken "biz" bunları yaşamışız diye değil "onlar bunları bunları yaşamışlar" diye düşüneceğim .Yani ilgim bir gözlemcinin,tarihe dışarıdan bakan birisinin ilgisi ile sınırlı kalacak.Biz diye düşündüğüm her seferinde türkiye topraklarına döneceğim..
Ulus aile gibi bir şey.Başka aileler de var evet,onlarda değerli.Ama ben yaşam savaşında önce kendi ailemi düşünürken buluyorum kendimi..
Gelelim kürt meselesine...Tarihçi değilim ama bildiğim kadarı ile kürtlerle din birliğimiz ve osmanlıdan gelen coğrafi birlikteliğimiz var.Ne var ki kavimsel temelde farklara da sahibiz.Dil,gelenek,görenek gibi.Biz osmanlının asli unsuruyuz, kendimizi onunla özdeşleştirmişiz,kürtler osmanlının adını ağızlarına almak istemezler.Osmanlı ismi geçtiğinde (tıpkı yunanistanda tarih okuma örneğinde verdiğim gibi) üçüncü şahıs/gözlemci konumundan okurlar tarihi..Bizi bir arada tutan kurtuluş savaşı esnasında ortak hareket etmemizden gelen tarihi geçmişimiz ve ortadoğu coğrafyasında güçlü bir devlet olmak adına güdülen siyasal amaçlardır.Tarihsel ortaklığımız ne yazık ki son otuz senede kürt halkının bir kısmının sempatisini kazanmayı başaran ve saflarına bu coğrafyadan çok sayıda kürt gencini katan terör örgütü ile tarihi bir mücadeleye dönüştü.Yani ulusal birlik adına istiklal savaşında elde edilen kazanımlar malesef kaybedildi.
Anadilde eğitimi arzu ettiği beyanında bulunan kürt halkının temsilcileri ulusal birliğin en önemli unsuru olan "dil birliğini" yoksaymak istiyorlar.Dil birliği eğer kaybedilirse ,bu noktadan sonra ancak siyasi ve ekonomik gücü muhafaza etmek adına bir arada yaşanabilir.Ne var ki bu çok güçlü bir neden değil.
İşte milliyetçilik meselesini 2010 senesinde ülke coğrafyasında ,kültüründe,siyasetinde böyle yaşıyoruz..