Can yazdı:
iskra yazdı:
Gene aynı kitapta Lacan Arzu, zevke karşı bir savunmadır demektedir. Zevk, jouisence ise ve o da asla tatmin edilemeyeceğine/doyuma ulaşamayacağına -Lacan'a- göre, Lacan Arzu-jouisence/zevk ilişkisini nasıl tanımlar? Aynı zamanda Arzu'da tatmin edilemezse Arzu zevke karşı bir savunmadır ne demektir?
iskra ,öncelikle hoş geldiniz.Ortaya koyduğunuz sorular üzerinde düşündüm ..Şöyle bir yanıt oluştu..
Jouisence (zevk) Freud'un libidosuna benziyen bir kavram.Doyum sağlamak için zorlayan bir kuvvet.Zorlayıcı olması bakımından acı verici bir özelliği de var.Arzu ,zevki düzenleyip ,sağladığı kısmi doyumlar ile acı verici yükünün boşalmasını sağlamakta.Arzunun tatmin edilemezliği ruhsal yaşamın belrili bir gerilim altında sürmeini sağlayan şeydir.Eğer arzu tümü ile tatmin edilebilseydi bir şey yapmak için insanın parmağını oynatmayacağı bir durum hasıl olurdu.Kısmi doyum ile enerji (zevk) boşalırken arzunun doyuma ulaşmayan yönü ile de hayat devam ediyor...
Yanıt için teşekkür ediyorum. Yalnız Lacancı psikanalizmde zevk "boşalması" diye birşey söz konu değil. "boşalan" hazdır çünkü. Yine aynı kitapta şöyle anlatır:
Arzu sembolle, gösterenle tatmin edilir ve arzu zevke karşı bir savunmadır ve asıl arzuladığını bir başka şeyle ikame ederek zevki dizginler. Burada “zevk” kelimesi, “orgazm” sözcüğünden kesin olarak ayrı düşünülmelidir. Orgazm zevk değil haz hissi verir. Zevk ise bilinçdışının enerjisidir, doyuma ulaşamayandır. Haz ise bilinç ya da ön bilinç figürü, enerjinin daima hissedilişidir. Zevk de ise asla doğrudan doğruya hissedilmez. Haz’da gerilim düşer, zevk de gerilim artar. Haz, gerilimin düşüşü esnasında bilinçli özne tarafından algılanan hoş bir duyumken, zevk ise gerilimin korunmasından ya da canlı bir artışından oluşur. Zevk, sınırlı koşullarda, kopuş durumlarında bir dönemeci aşacak, bir meydan okuyuşu göze alacak, bazen acılı olan sıra dışı bir krizle yüzleşecek güçte olunan anlarda yaşadığımız enerji halidir. Bir doruk anından, bu adamın alkolün değil ama her insanın içinde oynaşan, bin kere daha güçlü bir uyuşturucunun, yani dilsiz ve hükmedici bir zevk yükünün etkisi altında olduğu çıkarsanabilir.
Bu anlamda zevk sadece eylemdedir, kelimelere ve düşünceye aldırmaz. Zevk hükmettiğinde kelimeler ortadan kaybolur ve eylem baskın çıkar. Zevkin kızkardeşi eylem, hazzın ise imgedir. Haz daima ben yani bilinçli özne tarafından algılanan ve deneyimlenen bir duyumken, zevk kendini kör eylemlerle işittirir. Descartes’ın öznesi düşünüyorum o halde varım derken, zevk halindeki bilinçdışı öznenin durumu şöyledir: Düşünmediğim yerde varım!
Çocuk oyunu örneğini ele alalım: Çevresinde arkadaşları bulunan, eğimli bir çatıya çıkıp kendini düşme tehlikesiyle baş dönmesine bırakan çocukta zevk vardır. Bu meydan okuma düzenidir. Sadece benzerlerine meydan okumaktan değil, ama kendi sınırlarını sınamaktan da zevklenir. Haz ise bunun tam tersidir. Kendini bir salıncağın hoş devinimlerine bırakan çocuk gevşer ve bundan haz duyar. Ama eğer, sallanırken birden boşluğa düşme riskine kadar varabileceği sınır noktasını tanıma isteğine kapılırsa, o zaman zevk yeniden su yüzüne çıkar.
Peki zevk fazlası nedir? Freud’a göre, insan imkansız bir hedefe, mutlak mutluluğa, ensest sırasında duyulan hipotetik bir mutlak cinsel hazzın farklı figürlere bürünen mutluluğuna ulaşma şeklindeki daima sabit ve asla gerçekleşmeyen özlemin nüfusu altındadır. Arzu denen bu özlem öylesine bir gerginliğe yol açar ki bastırmanın engeli tarafından durdurulur. Bu durumda 2 yol vardır. Bir bölüm enerji bastırmayı geçer ve dışarıya boşalır. (Rüya, dil sürçmesi, semptom olarak görülür) Diğeri ise bastırmayı aşamaz, psişik sistem içerisinde kapalı kalır ve erojen bölgeleri uyarır. Bu zevk fazlasıdır. “Fazla” zarfı boşaltılmamış enerji bölümünün, tortul zevkin, içsel gerilimin yoğunluğunu durmadan arttıran bir fazlalık olduğuna işaret eder. Acı, zevk fazlasının ana figürlerinden biridir.
Ötekinin zevki ise, bilinçdışı öznenin Öteki’nin sahip olduğunu varsaydığı zevktir. Bu ulaşılamayan ütopik yerdir. İmkansız mutluluktur. Öteki herhangi mitik bir kişilik olabilir.