Giriş |  Kayıt

Hoşgeldiniz
Tebrikler
_teodora_
_teodora_
evadne_ee


Felsefe Forumuna Hoşgeldiniz.
Felsefe ,Psikanaliz,Varoluşçu Psikoterapi,Sanat ile ilgili konu ve tartışmalara buradan ulaşabilirsiniz.

Felsefe Forumu Sohbet Odası açılmıştır
Sn Misafirler,üye olmanız halinde"aktif başlıkları göster" butonu eklenecektir.
Foruma yeni başlayanlar için tanıtım kılavuzunu okuyun..
Felsefe forumu 17.Nisan 2009 tarihinde kuruldu.

Kardeş sitelerimiz Varoluşçu Psikoterapi ve Freud ve Psikanaliz 'i ziyaret ettiniz mi?

Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 102 mesaj ] 

28 Tem 2010, 11:28

Çevrimdışı
 Re: ‘Cesur Yeni Dünya’ya Cesurca Bir Bakış
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesaj Panosu Yöneticisi
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 17 Nis 2009, 02:19
Mesajlar: 2378
Yaş: 45
Konum: Admin
 Profil Özel mesaj gönder  
Alıntı:
ALPER YAZDI: Son derece isabetli tespitler bunlar. Sorun şu ki tam da bu tespitler nedeniyle aynı yöne bakabilen bir topluluktan (işte buna sınıf diyeceğim ben) da aynı çıkarlara sahip olma ve bunları koruma bilincinden de (buna da sınıf bilinci dersem çok yanlış olur mu?) bahsetmemiz artık daha zor oluyor.


Kapitalist sistem dev bir bir üretim makinasıdır.Bu üretimden payına doyurucu bir şeyler düşen "yeni emekçi kesim" sistemi daha fazla sorgulama ihtiyacı duymayabilir.Özellikle beyaz yakalılar için durum böyle.Beyaz yakalıları bırakın,tekel işçilerinin dahi eylemleri sistem karşıtı noktaya taşınamadı. İşlerini kaybedince güvenli yeni bir kadro istediler, haklarından mümkün olduğunca az feragat etmek koşuluyla hükümetle anlaşmaya razıydılar.

Teslimiyetçi zihniyetin farklı çıkar düzeylerinden kaynaklandığını sanmam.İnsan çıkara önem verir ama daha başka şeylere de önem verir.Örneğin "adalet" ister "sömürü"ye karşı durur.Aça, yoksula, işsize, ezilene sahip çıkar.İnsanlık onurunu savunur. İnsanlar bu değerlerden yoksun görünüyorlarsa bu hal rejimi analiz edemeyip ,neyi düşünüp neyi savunacaklarını bilememelerindendir..Marksist artı değer kuramını ,sömürünün işbaşındalığını o dönemde günde 16 saat çalışan perişan durumdaki İngiliz sanayi işçileri bulmadı.Ömrü boyunca okuyup yazamaktan başka iş yapmayan Marks buldu.Emekçilerin çoğu dünya nimetlerinin adil olmayan paylaşımını Allah vergisi sanır.Patronun ona iş vererek iyilik yaptığına inanır.Artı değerin ne olduğunun bilincine varamadığından patronun kazancını hakkı olan "kar" olarak görür.Çalışarak didinerek vatanına,ulusuna (burjuva sınıfına değil) faydalı olduğunu düşünür.Burjuvazi sadece maddi üretim güçlerine değil zihinsel üretici güçlere de sahiptir.Emekçinin düşündüğü şeyleri düşünmesi için eğitir.Eğitim sistemi burjuva ahlakı temelinde inşa edilmiştir.Dinini,allahını sev,kısmetinle yetin,boş durma çalış faydalı insan ol ,canını vatana feda et, iyi vatandaş ol, bunu da bulduğuna sevin şikayetçi olma,haline şükret,yemek yediğin kaba tükürme,haddini bil vb.Görüldüğü gibi çocukluktan yetişkinliğe ideolojik dezenformasyon işbaşındadır.

Alıntı:
ALPER YAZDI: Burada iki istisna işçi sınıfı kavramındaa çok ciddi bulanıklık yaratıyor:
Birincisi; şirkette herhangi bir ortaklığa sahip olmadığı halde hisse alım opsiyonuna sahip olan yöneticiler ile bazı stratejik personel. Bunlar sayıca çok az olsa bile bir anlamda işçi sınıfının içinde yeralan truva atları gibi.
İkincisi de; emeklilik fonları dolayısıyla birikimleri (illa da kendi çalıştığı şirket olmasa bile) kısmen hisse senetlerinde değerlenen emekçi kesim. Özellikle belli bir kıdeme gelince, birikimlerdeki değer artışları aylık kazançlarında artıştan daha önemli hale gelebiliyor. Tam da bu nokta da sermayenin kazancı ile işçinin geliri arasındaki çelişki ve bundan kaynaklanan sınıf çatışmasında bunlar sermayeden taraf olabiliyorlar. Bunların sayısı birincidekilerden çok daha fazla olabilir.


Dediğin doğru tabi.Ne var ki küçük yatırımcının durumunu burjuvalaşma süreci olarak okumak yanlış olur.Emeklilik fonları vb yastık altındaki parayı çekip kurum veya devletlerin kasasına yönlendirme girişimleridir.Hem emekçi için ekonomizm ile küçük faydalar sağlanır,sus payı verilir,sisteme entegre edilir, hem de finansal sektöre yatırıma (kara) dönüştürecekleri büyük para arzları gerçekleştirilir.

_________________
Yaşamın ve çalışmanın temel amacı, kişinin başlangıçta olmadığı kişi olmasıdır.
M.Foucault


Varoluşçu psikoterapi ile Freud ve psikanaliz sitelerini ziyaret ettiniz mi?


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 

29 Tem 2010, 10:50

Çevrimdışı
 Re: ‘Cesur Yeni Dünya’ya Cesurca Bir Bakış
çaylak üye
çaylak üye
Kayıt: 24 Haz 2010, 10:51
Mesajlar: 75
 Profil Özel mesaj gönder  
Can yazdı:
Teslimiyetçi zihniyetin farklı çıkar düzeylerinden kaynaklandığını sanmam.İnsan çıkara önem verir ama daha başka şeylere de önem verir.Örneğin "adalet" ister "sömürü"ye karşı durur.Aça, yoksula, işsize, ezilene sahip çıkar.İnsanlık onurunu savunur. İnsanlar bu değerlerden yoksun görünüyorlarsa bu hal rejimi analiz edemeyip ,neyi düşünüp neyi savunacaklarını bilememelerindendir.. [b ]Marksist artı değer kuramını ,sömürünün işbaşındalığını o dönemde günde 16 saat çalışan perişan durumdaki İngiliz sanayi işçileri bulmadı.Ömrü boyunca okuyup yazamaktan başka iş yapmayan Marks buldu.... [/b]


Gönderdiğiniz mesajın çok büyük bir bölümüne ilave edeceğim bir şey yok. Belki yukardaki kısım için bir kaç ilave yapmam gerekebilir. Kabul etmek gerekir ki çağların ötesine taşınabilecek fikirleri çoğu kez sayıca çok az olan bir kaç düşünür/bilim adamı/sanatçı/devlet adamı üretir ve bu fikirler aynı çağda yaşayan çoğunluk tarafından anlaşılamayabilir, bu çoğunluktan hakkettiği değeri görmeyebilir.
Ancak bu düşünürlerin tespit ve önerilerinin çoğunlukta yankı bulması yine ekonomik ve sosyal koşullar nedeniyle olur, yani sizin örneğinizden gidersek 16 saat çalışan perişan durumdaki işçilerin sayısı belli bir kritik noktaya ulaşınca marksizm kitlesel hale gelir. Yalnız 19. YY’da tam öngörülemeyen şey marksizm’e karşı sistemlerin aldığı tedbirlerdi. Örneğin doğu blokunda uzun yıllar truva atı olarak görülen sosyal demokrasinin yaygınlaşması veya işletmeler düzeyinde (işçiyi makine parçası gibi gören) mekanik yaklaşımların (en azından görünürde) terk edilerek işçiyi sürece daha fazla ortak eden insancıl yaklaşımların benimsenmesi. Hoş doğu bloku çökünce bu tedbirlerin de aşamalı olarak rafa kaldırıldığını düşünüyorum.
Bir de insanların nelere önem verdiği sorunu buluyor. Örneğin istikrara mı önem verir, özgürlüğe mi ? Çıkarlarına mı önem verir yoksa adalete mi ? Bunlara cevap vermek oldukça zor görülüyor. Muhtemelen hangisinin eksikliğini hissediyorsa ona daha çok önem verir. Ancak aynı zamanda örneğin hem istikrardan hem de özgürlükten yoksun ise hangisine önem verir ? Bunu cevaplamak çok daha zor. Bu sonuncu durumu en çok üçüncü dünya ülkelerine görüyoruz (en azından ülkemizde gördüğümüz kesin) diye düşünüyorum.


Başa Dön Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 102 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Geçiş yap:  
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Culture and Art Other


ShoutMix chat widget

XHTML 1.0 Standartlarina Uygundur!  CSS 2.1 Standartlarina Uygundur!  Foruz