Alıntı:
ALPER YAZDI: Son derece isabetli tespitler bunlar. Sorun şu ki tam da bu tespitler nedeniyle aynı yöne bakabilen bir topluluktan (işte buna sınıf diyeceğim ben) da aynı çıkarlara sahip olma ve bunları koruma bilincinden de (buna da sınıf bilinci dersem çok yanlış olur mu?) bahsetmemiz artık daha zor oluyor.
Kapitalist sistem dev bir bir üretim makinasıdır.Bu üretimden payına doyurucu bir şeyler düşen "yeni emekçi kesim" sistemi daha fazla sorgulama ihtiyacı duymayabilir.Özellikle beyaz yakalılar için durum böyle.Beyaz yakalıları bırakın,tekel işçilerinin dahi eylemleri sistem karşıtı noktaya taşınamadı. İşlerini kaybedince güvenli yeni bir kadro istediler, haklarından mümkün olduğunca az feragat etmek koşuluyla hükümetle anlaşmaya razıydılar.
Teslimiyetçi zihniyetin farklı çıkar düzeylerinden kaynaklandığını sanmam.İnsan çıkara önem verir ama daha başka şeylere de önem verir.Örneğin "
adalet" ister "sömürü"ye karşı durur.Aça, yoksula, işsize, ezilene sahip çıkar.İnsanlık onurunu savunur. İnsanlar bu değerlerden yoksun görünüyorlarsa bu hal rejimi analiz edemeyip ,neyi düşünüp neyi savunacaklarını bilememelerindendir..Marksist artı değer kuramını ,sömürünün işbaşındalığını o dönemde günde 16 saat çalışan perişan durumdaki İngiliz sanayi işçileri bulmadı.Ömrü boyunca okuyup yazamaktan başka iş yapmayan Marks buldu.Emekçilerin çoğu dünya nimetlerinin adil olmayan paylaşımını Allah vergisi sanır.Patronun ona iş vererek iyilik yaptığına inanır.Artı değerin ne olduğunun bilincine varamadığından patronun kazancını hakkı olan "kar" olarak görür.Çalışarak didinerek vatanına,ulusuna (burjuva sınıfına değil) faydalı olduğunu düşünür.Burjuvazi sadece maddi üretim güçlerine değil zihinsel üretici güçlere de sahiptir.Emekçinin düşündüğü şeyleri düşünmesi için eğitir.Eğitim sistemi burjuva ahlakı temelinde inşa edilmiştir.Dinini,allahını sev,kısmetinle yetin,boş durma çalış faydalı insan ol ,canını vatana feda et, iyi vatandaş ol, bunu da bulduğuna sevin şikayetçi olma,haline şükret,yemek yediğin kaba tükürme,haddini bil vb.Görüldüğü gibi çocukluktan yetişkinliğe ideolojik dezenformasyon işbaşındadır.
Alıntı:
ALPER YAZDI: Burada iki istisna işçi sınıfı kavramındaa çok ciddi bulanıklık yaratıyor:
Birincisi; şirkette herhangi bir ortaklığa sahip olmadığı halde hisse alım opsiyonuna sahip olan yöneticiler ile bazı stratejik personel. Bunlar sayıca çok az olsa bile bir anlamda işçi sınıfının içinde yeralan truva atları gibi.
İkincisi de; emeklilik fonları dolayısıyla birikimleri (illa da kendi çalıştığı şirket olmasa bile) kısmen hisse senetlerinde değerlenen emekçi kesim. Özellikle belli bir kıdeme gelince, birikimlerdeki değer artışları aylık kazançlarında artıştan daha önemli hale gelebiliyor. Tam da bu nokta da sermayenin kazancı ile işçinin geliri arasındaki çelişki ve bundan kaynaklanan sınıf çatışmasında bunlar sermayeden taraf olabiliyorlar. Bunların sayısı birincidekilerden çok daha fazla olabilir.
Dediğin doğru tabi.Ne var ki küçük yatırımcının durumunu burjuvalaşma süreci olarak okumak yanlış olur.Emeklilik fonları vb yastık altındaki parayı çekip kurum veya devletlerin kasasına yönlendirme girişimleridir.Hem emekçi için ekonomizm ile küçük faydalar sağlanır,sus payı verilir,sisteme entegre edilir, hem de finansal sektöre yatırıma (kara) dönüştürecekleri büyük para arzları gerçekleştirilir.